Sual: Dinin bir emrini hiç yapmamaktansa, azını yapmanın bir zararı olur mu? Birkaç örnek vereyim:
1- Namaz rekatları çoktur. Her vakitte iki veya bir rekat kılsak, hiç kılmamaktan daha iyi değil mi?
2- Sünnet üzere sakal bırakmayıp yalnız çenede bırakmak, hiç bırakmamaktan iyi değil mi?
3- Kurban bayramında koç kesemedim, bir tavuk kestim, hiç kesmemekten iyi değil mi?
4- Üç arkadaş da, güçleri yetmediği için ortak bir koç kesmişler. Hiç kesmemekten iyi değil midir?
5- Tesbihleri 33 defa değil de 3 er defa çeksek, hiç tesbih çekmemekten iyi değil mi?
CEVAP
Bunlar ibadettir. İbadetleri değiştirmek, hiç yapmamaktan daha büyük günahtır. Çünkü hiç yapmamak belki tembellikten ileri gelebilir. Fakat ibadeti değiştirmek, kendi aklını beğenip Allah’ın emrini beğenmemekten ileri gelir. İbadet, Allah’ın gönderdiği Kitaba ve Peygambere uymak demektir. Bir insan, bir işi, Allah’ın emri olduğu için değil, kendi aklına uygun geldiği için yaparsa, Ona kulluk yapmamış, dinin emrini yerine getirmemiş olur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Her bid'at sapıklıktır.) [Müslim]
(Bir bid'at çıkaranın namazı, orucu, haccı, cihadı, tevbesi, farzı, nafilesi ve hiçbir ibadeti kabul olmaz, yağdan kıl çıkar gibi, dinden çıkması kolay olur.) [İbni Mace, Deylemi]
(Dinde olmayan bir şey meydana çıkarılırsa, o şey merduddur.) [Buhari]
Bu hadis-i şerifler gösteriyor ki, dinde olmayan bir şeyi ortaya çıkarılır ve bunun ibadet olduğuna inanılırsa, yahut dinin bildirdiğinden bir fazlalık veya noksanlık yapılıp bunu yapmakta sevap beklenirse, bu değişiklikler, bid'at olur. İslamiyet’e uyulmamış, ona iman edilmemiş olur. Şimdi sorularınıza maddelerine göre cevap verelim:
1- Namazları bildirilen rekattan az veya çok kılan, hiç kılmamış olur, hatta emri değiştirdiği için bid'at işlemiş, büyük günaha girmiş olur.
2- Sakal, sarık gibi sünnet-i zevâiddir. Sünnet diye yalnız çenede sakal bırakmak sünneti değiştirmek olur, bid’at ve haram olur. Halbuki herhangi bir mazeretle sakal bırakmamak günah olmaz. Fakat sünnet diye, sünneti değiştirmek günah olur. Bir kimse, namaz böyle kılınır diyerek çeşitli jimnastik hareketleri yapsa, namaz kılmamaktan daha büyük günah işlemiş olur.
3- Dinimiz, tavuktan kurban olmaz diyor. Kurban olur demek Allah’ı yalanlamak olur. Dinimiz, Müslüman kadın gayrimüslim erkekle evlenemez diyor. Evlenir diyen Allah’ı yalanladığı için kâfir olur.
4- Dinimiz, bir koçu ancak bir kişi kesebilir diyor. Üç kişi de kesebilir demek dinin emrini yalanlamak olur.
5- Bir ağacın tam 33 metre uzağında hazine gömülü olsa, diğer yerlere mayın döşense, biz de, 33. metre olan yeri değil de, mesela 13 veya 43. metre uzaklıktaki yeri kazarsak mayına çarparız, üstelik, hazineye de kavuşamayız. Çünkü hazine 33. metrede gömülüdür. Dinin bütün emirleri böyledir. Bid'atler, haramlar mayın gibidir. Farzlar, sünnetler hazine gibidir.
Sual: Bir ibadeti eksik veya fazla yapmak bid'at deniyor. Eksiğin zararı olur ama fazlanın ne zararı olur? Fazla mal göz mü çıkarır?
CEVAP
Emre uyulmamış olur. Yani dinin emri yapılmamış olur. Bildirilen ibadetleri aynen yapmak dinin emridir, eksik fazla yapmayı istemek kendi isteğidir. Bu farkı iyi anlamalı.
Sual: Bidat ne demektir, bidat denilince ne anlayacağız?
Cevap: Bidat, dinde sonradan yapılan şey demektir. Peygamber efendimizin ve Onun dört halifesinin zamanlarında bulunmayıp da, onlardan sonra, dinde meydana çıkarılan, ibadet olarak yapılmaya başlanan şeyler demektir. Mesela namazlardan sonra hemen Âyet-el-kürsî okumak lazım iken, önce Salâten tüncînâyı ve başka duaları okumak bidattir. Çünkü Peygamber efendimiz zamanında böyle yapılmıyordu. Bunları, Âyet-el-kürsîden ve tesbihlerden sonra okumalıdır. Namazdan, duadan sonra secde edip de kalkmak bidattir. Ezanı hoparlörle okumak da bidattir. Çünkü Peygamber efendimiz zamanında ezan, yüksek yere çıkarak, müezzinin kendi sesi ile okunmakta idi.
Sual: Zamanla, yemek yeme usullerinde yapılan değişiklikler, ev, araba ve giyim konusundaki değişiklikler de bidat midir, bunları kullanmak da mahzurlu mudur?
Cevap: Dinde yapılan her değişiklik ve reform bidattir. Ancak, çatal, kaşık, boyun bağı kullanmak, kahve, çay içmek gibi şeyler, bidat değildir. Çünkü, bunlar ibadet değil, âdettir ve mubahtırlar, haram değildirler. Bunları yapmak, dinin emrettiği şeyi terk etmeye veya yasak ettiği şeyi yapmaya sebep olmazlar. Hadîka-tün-nediyyede diyor ki:
“Bidat, dinden olmayan, ibadet olmayan, âdet olan bir şey ise, dinimiz bunu reddetmez. Yemekte, içmekte, elbisede, seyahat vasıtalarında, bina, mesken, ev işlerinde, ibadet yapmak, yani Allahü teâlâya yakınlık niyet etmeyip, yalnız dünya işi düşünülürse, bunlar bir ibadeti yapmaya mani olmadıkça veya bir haramı işlemeye sebep olmadıkça, bidat olmazlar, dinimiz bunları menetmez, yasaklamaz.”
Sual: Bidat, sadece ibadetlerde mi olur?
Cevap: Fıkıh kitaplarında, bidat üç türlüdür deniyor ve şöyle sıralanıyor:
1- İslâmiyetin küfür, inkâr alameti dediği şeyleri zaruret olmadan kullanmak, en kötü bidattir.
2- Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uymayan inanışlar da kötü bidattir.
3- İbadet olarak yapılan yenilikler, reformlar, amelde bidat olup büyük günahtır.
Sual: İnsanlar arasında âdet olarak yapılan şeyler vardır. Bunlarda değişiklik yapmak da, dinin kötülediği bidat içine girer mi?
Cevap: Âdetlerde değişiklik yapmak, bidat değildir. Vera sahiplerinin yapmaması iyi olur. Hadis-i şerifte;
(Benim sünnetime ve benden sonra, hulefâ-i râşidînin sünnetlerine sarılınız!) buyuruldu.
Sünnet sözü, yalnız olarak söylenildiği zaman, İslâmiyetin bildirdiği bütün hükümler demektir. Bu dinin sahibi olan Resulullah efendimiz, âdetlerde bir şey bildirmedi. Çünkü Resûlullah efendimiz, insanlara dinlerini bildirmek için geldi. Dünyada muhtaç oldukları şeylerin yapılmasını öğretmek için gelmedi. Hadis-i şerifte;
(Dünya işlerinizi yapmasını siz daha iyi bilirsiniz!) buyuruldu.
Dünyanıza faydalı olan şeyleri bulup yapmanız için benim bildirmeme lüzum yoktur demektir. Dini vazifelerinizi, ibadetlerinizi bilemezsiniz. Onları benden öğreniniz demektir. Bunun için âdetler, İslâmiyetin dışında kalmaktadır. İslâmiyetin dışında olan şeylerde yapılan değişiklikler bidat olmaz. Ancak İslâmiyet, bozuk olan âdetleri kaldırmıştır. İslâmiyete uymayan uydurma bilgiler, çalışmalar, âdetler, doğru yoldan sapmaktır ve Allahü teâlâdan uzaklaşmaya sebep olurlar. Peygamber efendimiz, bunun için, eskiden kalma bozuk âdetleri değiştirdi. İmâm-ı Rabbânî hazretleri;
“Allahü teâlâ, dinleri, nefsi isteklerinden kurtarmak, karanlık, kötü âdetleri yok etmek için gönderdi” buyurmuştur.
Sual: Müctehid alimlerin ictihad ile bildirdikleri hükümlerin de bidat olduğunu söyleyenler var, bunun aslı var mıdır?
Cevap: Ehl-i sünnet alimlerinin ibadetlerde, ictihad ile buldukları bilgiler bidat değildir. Bu bilgileri bulurken yanılmaları suç olmaz. Dört mezhebin imamları, bu bilgileri, İslâmiyetin sahibinin izni ile, İslâmiyetin bildirdiği delillerden, senetlerden çıkarmışlardır. Bu bilgiler, İslâmiyeti değiştirmiş değil, İslâmiyete yardımcı olmuşlardır. Kur'ân-ı kerimde ve hadîs-i şeriflerde açık bildirilmiş şeylerde ictihad yapılmaz. Bunlar, olduğu gibi kabul edilir. Açık bildirilmemiş bir işi gösteren delili ararken yanılmak suç olmaz. Fakat bu delil yani doğru yol açık olup da, müctehid bu delili bulmakta yanılarak veya bir delilden çıkarılmayıp, akla uyarak yapılan ibadetler, bidat olur, sapıklık olur. Böyle reformlar, bir müekked sünnetin ortadan kalkmasına sebep olursa, günahı daha çok olur.
Sual: Namazı kıldıktan sonra secde yapmak ve eli göğse koyarak selamlaşmak dinen uygun mudur?
Cevap: Namazı kıldıktan sonra secde etmenin haram olduğu Dürr-ül-muhtârda yazılıdır. Namazlardan sonra imam ile, eli göğse koyarak, selamlaşmak bidattir. Müslümanlıkta el ile ve vücut hareketi ile selamlaşmak yoktur. İbni Nüceym Zeynel'âbidîn Mısrî hazretleri, böyle selamların günah olduğunu bildiriyor.















