İstiğfar etmek

Sual: Tevbe etmek, istiğfar etmek nasıl yapılır, pişman olmadan istiğfar edilirse ne olur?

Cevap: Hadîs-i şerifte, (Tevbe eden, günah işlememiş gibi olur) ve (Günahına pişman olmayıp, dili ile istiğfar eden, günahında devam edicidir. Rabbi ile alay etmektedir) buyuruldu. İstiğfar etmek, (estagfirullah) demektir. Bunun manası, (Beni affet Allahım) demektir. Muhammed Osmân Hindî “kuddise sirruh” (Fevâid-i Osmâniyye) kitabında, fârisî olarak diyor ki, (Şifa için okunacak dua yazmamı istiyorsunuz. Şifa için, [Tevbe ediniz ve] istiğfar duasını çok okuyunuz.) [Yani, Estagfirullâhel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh deyiniz!] Ölümden başka bütün dertlere, hastalıklara karşı faydalıdır. Ölüm hastasının ağrılarını, sancılarını yok eder, rahat ölmesini sağlar. Bu dua, (Hak Sözün Vesîkaları) kitabında sahife 344 de uzun yazılıdır. Hûd sûresinde elliikinci âyetinde mealen, (İstiğfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim) buyuruldu. Hadîs-i şerifte (İstiğfara devam edeni Allahü teâlâ dertlerden kurtarır) buyuruldu. Her zaman ve her yerde ve namazlardan sonra ve yatarken, manalarını düşünerek, çok (Estagfirullah min külli mâ kerihallah) veya kısaca (Estagfirullah) demelidir. Allahü teâlâ, şifa ve halâs ve dileklerini ihsan eder. Muhammed Ma’sûm hazretlerinin 6.cild, 121.ci mektubundaki hadîs-i şerifte, (Kalbim üzerinde perde hâsıl oluyor. Her gün yetmiş kere istiğfar ediyorum!) buyuruldu. Hâlid bin Zeyd camiinin müezzinleri her namazdan sonra şu duayı okurlardı: (Rabbenâ amennâ bi mâ enzelte vetteba’ nerresûle fektübnâ ma’aşşâhidîn).

Her erkek, her zaman şu mağfiret duasını okumalıdır: (Allahümmagfir lî ve li-âbâî ve ümmehâtî ve li-ebnâî ve benâtî ve li-ihvetî ve ehavâtî ve li-ecdâdî ve ceddâtî ve li-a’mâmî ve ammâtî ve liahvâlî ve hâlâtî ve li-zevcetî ve ebeveyhâ ve li-esâtizetî ve lil-müminîne vel-müminât vel hamdü-lillâhi Rabbil’âlemîn!). Kadın okursa, zevcetî yerine zevcî ve ebeveyhâ yerine, ebeveyhi demelidir.

Hadîs-i şerifte, (Allahü teâlâ, günah işleyip sonra pişman olan kulunu, istiğfar etmeden önce affeder) ve (Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, tevbe edince, Allahü teâlâ, tevbenizi kabul eder) buyuruldu. Bu hadîs-i şerifler, kul hakkı bulunmayan günahlar içindir. Hadîs-i şerifte, (Günâh, üç türlüdür: Kıyamette mağfiret olunmayan, terk edilmeyen ve Allahü teâlâ dilerse affedeceği günah). Kıyamet günü muhakkak affolunmayacak günah, şirktir. Şirk, burada her türlü küfür demektir. Tevbesiz, yani helallaşmadan affedilmeyecek olan günah, kul hakkı bulunan günahtır ve namaz borcudur. Allahü teâlânın dilerse affedeceği günah, kul hakkı bulunmayan günahlardır. (İslâm Ahlâkı s. 122)

 

Osman Ünlü Hocanın Türkiye gazetesinde bugün yayımlanan makalesi için tıklayınız...