Sabır ve kanaat

Sual: Sabır ve kanaat nedir? Zaruret ile ihtiyacın farkı var mıdır?
Cevap:
Sabır, kişi haramdan sakınıp, nefsin kötü arzularını yapmamaktır. Böylece, sonu pişmanlık olan lezzetlerden yüz çevirir. Sabır ikiye ayrılır: Biri, günah işlememek için sabır etmektir. Şeytan ve insanın kendi nefsi ve kötü arkadaşlar, insana günah işletmek isterler. Bunları dinlemeyip sabır etmek çok sevabdır. Burada bildirilen sabır, işte bu sabırdır. İkincisi, dertlerin, belâların acılarına sabır edip, bağırıp çağırmamaktır. Çok kimse, sabır deyince, yalnız bu sabrı anlar. Bu sabır da sevabdır. Yani sabrın ikisi de farzdır.

Kanaat, nafakada, yani yeme, içme, giyinme ve barınacak yerde zaruret miktarına razı olup, daha çok aramamaktır. Yoksa, verileni almamak demek değildir. Bu huya taktîr derler ki, kötü huydur. Aklın da, İslâmiyetin de beğenmediği bir şeydir. Kanaat ise, iyi ahlaktır. [Ölmemek, bir uzvu telef olmamak için lâzım olan şeye (Zaruret) denir. Nafaka için ve bedeni sıkıntıdan korumak için, lâzım olan şeye (İhtiyaç) denir. İhtiyaçtan fazla olup, hoşa giden, tatlı olan ve insanın kıymetini, şerefini korumaya yarayan şeylere (Ziynet eşyası) denir. Ziynet eşyasını, övünmek, başkalarına gösteriş, üstünlük sağlamak için kullanmağa (Tefahür) denir. Zaruret ve nafaka eşyasını temin etmek farzdır. Nafakadan fazla olan ihtiyaç eşyasını, meselâ ilaç ve tabip ücretini temin etmek sünnettir. Ziynet câizdir. Tefahür haramdır.] (İslâm Ahlâkı s. 150)

Osman Ünlü’nün Türkiye gazetesinde bugün yayımlanan makalesi için tıklayınız...